Makaleler

Mutlu çalışanlar yaratmanın yeni sırrı: Finansal okuryazarlık eğitimi

Haziran 1, 2018
| Türkiye

Mali endişeler toplumun en önemli stres kaynağı. Bu endişeleri çözmede yol gösteren finansal okuryazarlık seviyesi ise dünyada pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de düşük. Bu durum işveren açısından da kaygı verici zira mali endişeler nedeniyle mutsuz ve endişeli çalışanlar, iş yerinde düşük performans gösteriyor.

İşverenlerin, çalışanlarının mali refah konusunda güven kazanmaları, kişisel şartlarını iyi duruma getirmeleri ve ekonomide yaşanan değişimlere karşı motivasyonlarını kaybetmeden çalışabilmeleri için destek vermeleri gerekiyor. İşverenlerin, bu desteği finansal okuryazarlık eğitimleriyle vermeleri mümkün.

Türkiye Bankalar Birliği, her ay bireysel borçlanma verilerimizi açıklıyor. Görünen o ki, neredeyse herkesin bir konut, araç ya da ihtiyaç kredisi var. Bir an düşünün, kredi kartı olmayan birini tanıyor olabilir misiniz? Durum böyle olunca herkesin borçlarından kurtulmak ve birikim yapmak gibi bir ihtiyacı ortaya çıkıyor. İş orada da bitmiyor. Bu birikimleri doğru değerlendirmek gerekiyor ki; çocukları okutmak, hayalleri gerçekleştirmek ya da emeklilik döneminde rahat etmek için yeterli kaynak oluşturulsun.

Maaşını aldığı gibi borç, kredi ve sabit ödemelere yatıran beyaz yakalılar, bırakın hayallerini gerçekleştirmeyi, borçlarını nasıl kapatacağını düşünürken; moral, motivasyon, performans ve verimlilikleri düşüyor. İngiltere'deki Birleşik Personel ve Gelişim Kurumu'nun (CIPD) çalışması insanların finansal refah durumlarının performanslarını ne denli etkilediğini ortaya koyuyor. Çalışmaya göre İngiltere'de her dört çalışandan biri parasal endişelerinin işlerini nasıl yaptıklarını etkilediğini söylerken; her 10 çalışandan biri de maddi endişeleri olduğunda, iş yerinde konsantre olma ve karar verme konusunda sıkıntı yaşadıklarını belirtiyor.

Oysa ki bu durumu, finansal okuryazarlık eğitimiyle değiştirmek mümkün!

Refaha ulaşmada dört adım

Finansal okuryazarlık denince hemen hemen herkesin aklına ilk olarak repo, temerrüt gibi terimler geliyor. Oysa finansal okuryazarlık, bireyin gelirini, birikimlerini ve yatırımlarını akıllıca değerlendirip bütçesini doğru yönetebilme yetkinliğine sahip olabilmesidir. Yani bu eğitimle kişinin kendisini finansal güvenceye alması, refaha ulaşmak için gerekli yol haritasını belirlemesi amaçlanır.

Finansal okuryazarlıkla sağlanacak gelişimin dört basamağı şöyle sıralanıyor. İlk olarak kişinin borçlarından kurtulması, ikinci olarak nakit girişi sağlaması amaçlanıyor. Üçüncü olarak önce kısa süreli, sonra uzun dönemli birikim sağlaması hedefleniyor. Böylece kişinin finansal özgürlüğe ve refaha kavuştuğu dördüncü ve son aşamaya ulaşılıyor.

Willis Towers Watson'ın Finansal Refah Konusunda 2017 Global Yan Haklar Çalışan Davranışları Araştırması bu süreci çok daha etkin yönetmek için işverenlere ipuçları sunuyor.

Çalışanların endişeleri artıyor

Willis Towers Watson olarak Türkiye'de 2017 yılında yaptığımız araştırmaya göre çalışanların yüzde 60'ı, parasal endişelerin son 2-3 yıl içinde hayatlarında daha fazla önem kazandığını belirtiyor. Gerçekten de 2015 verilerine göre kişilerin mevcut ve gelecek finansal durumlarıyla ilgili endişeleri artıyor. İki yıl önce mevcut finansal durumuyla ilgili endişe duyanların oranı yüzde 39'ken, bu oran 2017'de yüzde 47 seviyesine ulaşıyor. Gelecekteki finansal durumuyla ilgili endişe duyanların oranının ise iki yılda yüzde 41'den 46'ya yükseldiği görülüyor. Çalışanların yüzde 47'si kendi jenerasyonlarının emeklilik süreçlerinin, sosyal güvenlik ve sağlık hakları açısından ebeveynlerininkinden çok daha kötü olacağına inanıyor.

İş verenler çalışanı desteklemeye hazır

Türkiye'deki patronların yüzde 26'sı finansal konuların çalışanlar için ortak bir sorun olduğunun farkında. Bu nedenle iş verenlerin yüzde 70'i çalışanların finansal durumlarını daha iyi yönetmeleri için onları cesaretlendirmede aktif rol almayı planlıyor. Ancak bu süreci yönetmek için çalışanların finansal kararlardaki yaklaşımlarını ve önceliklerini iyi anlamaları gerekiyor. Çünkü çalışanlara eğitimlerde sunulan öneriler, onların tercihlerine ya da kişiliğine uymadığında, uzun vadede uygulanma olasılığı da çok düşük oluyor. Bu nedenle iş verenlerin çalışanı merkezine alan eğitimler düzenlemeleri önem kazanıyor.

Örneğin, Türkiye'de çalışanların yüzde 21'i herhangi bir maddi endişe taşımıyor. Yüzde 29'unun sadece uzun vadeli, yüzde 12'sinin ise mevcut durumuyla ilgili finansal endişeleri var. Öte yandan çalışanların üçte birinden fazlası (yüzde 37) hem kısa hem uzun vadeli finansal endişe yaşıyor.
Finansal karar alma, yani parayı harcama şekli açısından ise Willis Towers Watson araştırması dört çalışan tipi olduğunu ortaya koyuyor.

  1. Bütçe yapanlar: Türkiye'de çalışanların yüzde 34'ünü oluşturan bu grup, bütçelerini sıkı sıkıya takip ediyor ve genellikle fazladan para harcamıyor.
  2. Etkinler: Yüzde 15'lik orana sahip etkinler, finansal durumlarını takip ediyorlar ancak bütçe ya da fazla harcama yapmıyorlar.
  3. Tepkiseller: Bu gruptakiler (yüzde 26) finansal durumlarını etkin olarak izlemiyor ya da fazla harcama yapmıyor. Bunun yerine içinde bulundukları duruma göre para harcıyorlar.
  4. Harcayanlar: Çalışanların dörtte birini oluşturan bu gruptaki çalışanlar, finansal durumlarını kontrol etmedikleri gibi çoğunlukla da fazlasıyla para harcıyorlar. Bu gruptakilerin yüzde 80'i yüksek bireysel borçluluk oranına sahip ve yaklaşık üçte ikisinin herhangi bir birikimi yok.

Finansal okuryazarlık gelişiminde üç strateji

Çalışanların finansal karar ve davranışlarını değiştirmede etkili olacak başarılı bir eğitim kurgulamak, programı çalışanları merkeze alarak hazırlamaktan ve şu üç stratejiyi takip etmekten geçiyor:

  • Çalışanlara uygun araçları seçmek: Finansal durumlarını daha iyi yönetmek isteyenler için web sitesinden mobil uygulamalara, excel tablolardan finansal danışmanlara kadar pek çok araca erişim söz konusu. Ancak önemli olan, çalışanlarınızın ihtiyacı olan aracı bulmak. Örneğin yaş, cinsiyet, yıllık gelir açısından gruplandırılan çalışanların tamamı, harcama ve birikimleri kayıt altına alan bir sistemi diğer araçlara göre daha çok beğendi. Ancak 40 yaş altındakiler bu takibi, finansal bilgiye anında ulaşım sağlayan online portal ve mobil uygulamalarla, 40 yaş üstündekiler ise online kaynaklar üzerinden finansal danışmanlarla yapmayı tercih ediyor.
  • Çalışan önceliklerini belirlemek: Çalışanların en önemli önceliğinin, borçlarını ödemek ve bir ev almak olduğunu varsayabilirsiniz. Ancak her zaman bu tahmininiz doğru çıkmayabilir. Willis Towers Watson olarak yaptığımız 2017 Global Yan Haklar Çalışan Davranışları Araştırması'nda çalışanların finansal önceliklerinde ilk beş madde, kredi kartı ve kısa vadeli borç ödeme (yüzde 69); genel ev giderlerini karşılama (yüzde 56); ev almak için birikim yapma (yüzde 38); eğlence, dinlence ve boş zaman aktiviteleri (yüzde 37); genel yatırım, birikim ve acil durum fonları (yüzde 34) olarak sıralanıyor. Elbette ilk beş içindeki sıralama yaş, medeni durum ya da cinsiyete göre farklılık gösteriyor.
  • Önceden kabul edilmiş sınırlar koymak: Çalışanların finansal okuryazarlığını geliştirme girişiminde bulunurken, ince bir denge kurmak gerekiyor. İş verenlerin çalışanlara ihtiyaç duydukları desteği verirken müdahaleci olmamaları önem kazanıyor. Yapılan araştırmalara göre çalışanlar iş verenlerinden bu konuda kendilerini cesaretlendirmelerini ve finansal okuryazarlıklarını geliştirmeleri konusunda imkan yaratmalarını bekliyor. Fakat bunu, kendilerinin özel durumlarına fazla karışmadan gerçekleştirmelerini istiyorlar. Türkiye'de çalışanların yüzde 53'ü iş verenlerinin kendilerine finansal durumlarını geliştirmek için kişiselleştirilmiş öneriler sunacak araçlar sağlamasını memnuniyetle karşılarken, sadece yüzde 41'i önemli finansal karar verecek çalışanlara iş verenlerinin kişiselleştirilmiş mesaj gönderilmesini memnuniyetle karşılıyor.

Elbette asıl olan çalışma arkadaşlarınızın beklenti, istekleri, alışkanlıkları, tercihleri ve öncelikleri... Etkili bir değişim, çalışanlarınızın tahmin edilen değil, belirlenmiş ihtiyaçlarına yönelen bir yaklaşımla kurgulayacağınız eğitimle mümkün olur. Bu nedenle finansal okuryazarlığı artırırken başarının anahtarı, herhangi bir değişime gitmeden önce çalışanlarınızla kuracağınız açık iletişimde saklı. Kullanacağınız araçlardan emin değilseniz, kurum içinde küçük bir araştırma yapabilirsiniz. Böylece hem bu üç stratejiyi uygularken ihtiyaç duyduğunuz dataya, zaman ve para kaybetmeden ulaşabilirsiniz hem de çalışanlarınızın beklentilerini karşılamayan veya istenen değişimi yaratmayacak uygulamalar yapmaktan kaçınabilirsiniz.