Skip to main content
Makaleler

COVID-19: Çalışanlara ve çalışan deneyimine etkileri

Willis Towers Watson COVID-19 Çalışan Deneyimi Araştırması 2020

Future of Work|Health and Benefits|Talent|Total Rewards
N/A

Temmuz 15, 2020

COVID-19 Çalışan Deneyimi Araştırması; çalışan bağlılığı, iş yönetimi, ve fiziksel\ruhsal sağlık konularında çalışanların neler hissettiğine odaklanıyor.

COVID-19 salgını, Dünya çapında tüm çalışanları olağanüstü ve eşi görülmemiş bir durumla yüzleştirdi. Yaşanan küresel salgının doğası gereği çalışanlar sağlıkları, gelecekleri ve yetenekleri hakkında endişeler ile karşı karşıya kaldılar.

Willis Towers Watson’ın hazırladığı ve tüm dünyada 94 şirketten yaklaşık 500 bin çalışanın görüşlerini yansıtan COVID-19 Çalışan Deneyimi Araştırması 2020; çalışan bağlılığı, iş yönetimi, uygulamalar, destek ve fiziksel\ruhsal sağlık konularında çalışanların neler hissettiğiyle ilgili önemli bulgular içeriyor.

Çalışanların derin endişeler duyduğunu ve çalışan deneyiminin önemli ölçüde etkilendiğini gösteren araştırmanın küresel sonuçları: çalışanların %92’sinin COVID-19 nedeniyle endişelendiğini, %55’inin ise yüksek oranda endişe duyduğunu, %70’inin salgın nedeniyle işle ilgili odaklarını kaybettiğini, %61’inin ise yeni finansal kaygılar yaşamaya başladıklarına işaret ediyor.

COVID-19’un Çalışan Deneyimi Üzerindeki Etkileri değerlendirildiğinde: çalışanların %46’sı şirketlerinin yan haklar erişimini ve kullanımını kolaylaştırdığını, %32’si ise yaşanan bu dönemde iş ve kişisel yaşam arasında dengeyi koruduğunu ifade ediyor.

Türkiye’de çalışanların endişeleri ve çalışan deneyimine etkileri

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de şirketler, COVID-19 krizini yönetmeye çalışıyorlar. Türkiye’de 1500’den fazla çalışanın katıldığı araştırmamız, COVID-19’un iş hayatına etkilerini ve çalışanların hissettiklerini özetliyor.

Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de 35 yaş altı çalışanların 1/4’ü COVID-19 sebebiyle içinde bulunulan bu süreçte şirketlerine olan bağlılık hissinin azaldığını, buna rağmen katılımcıların %92’si ise COVID-19 ile ilgili tüm endişelerine rağmen hedeflerine odaklandıklarını belirtiyor. Ancak, çalışanların %62’si yaşanan sürecin iletişimi sınırlayarak; zaman yönetimi, etkin çalışma, verimlilik vb. konularda zorluk yarattığına dikkat çekiyor. Yan haklar iletişimi ve kullanım kolaylığı konusuna bakıldığında küresel verilere göre çok daha yüksek bir sonuçla karşılaşıyoruz: Türkiye’de çalışanların %70’den fazlası COVID-19 ile ilgili bakıma ihtiyacı olması durumunda, yan haklarını nasıl kullanabileceğini bildiğini belirtti.

Bu süreçte ihtiyaç duyulan desteği üst yönetim ve ekip arkadaşlarından aldığını belirten çalışanların %84’ü sağlıklarını ve refahlarını koruma konusunda liderlerine güvendiğini, %88’si ise şirketlerinin çalışanları etkileyen durumlarla ilgili başarılı bir iletişim kurduğunu ifade ediyor.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ruhsal ve finansal endişeler çalışanları etkiliyor. Araştırmamıza Türkiye’den katılan çalışanların %65’i COVID-19 nedeniyle endişe duyduklarını belirtirken 26-35 yaş grubundaki çalışanların %61’i büyük ölçüde finansal kaygı yaşadığını belirtiyor.

Araştırma sonuçları satış fonksiyonlarının iş yönetimi konusunda olumsuz yönde etkilendiğini gösteriyor. Satış fonksiyonlarında çalışanların %74’ü verimlilik ve iş çıktılarının kalitesi, zaman yönetimi, etkin çalışma konularında olumsuz etkilendiklerini, %63’ü finansal kaygılar yaşadıklarını belirtiyor. En çok etkilenen fonksiyonlardan biri olan üretim alanında çalışanların iletişim konusunda sorunlar yaşadığını görüyoruz: üretim alanında çalışanların sadece %13’ü ekipleriyle iyi iletişim kurabildiğini düşünürken bu oran satış fonksiyonlarında çalışanlar için %8’e düşüyor.

Sonuç olarak, COVID-19 ile mücadelenin devam ettiği, stres seviyesinin yükseldiği ve iş yapış biçimlerinin değiştiği bu günlerde, çalışanlarının yanında olan, hayatlarını kolaylaştırmaya çalışan ve iletişimi önceliklendiren şirketlerin bu süreci çok daha başarılı ve kontrollü atlatabildiğini gözlemliyoruz.

Teknolojiyi etkin kullanan, bilgi akışını düzenli ve şeffaf bir şekilde yapan, takım çalışmasını sürdüren ve çalışanların deneyimlerine, duygularına önem veren liderlerin krizi daha etkin yöneterek fark yarattığını görüyoruz. Yaşanan bu değişim sürecinin tüm dünyada ve Türkiye’de kalıcı yanlarının olabileceğini de düşünerek, yeni normale dönüşe geçtiğimiz bugünlerde insan kaynakları ekiplerinin çalışma şekilleri ve işleri yeniden tanımlama, liderleri belirsizlik ve değişimle başa çıkabilmeleri konusunda güçlendirme ve takım çalışmalarını etkinleştirmeye yönelik iyileştirmeleri hayata geçirme konusunda adım atmaları gerektiğini düşünüyoruz.

Contact Us

İlgili Çözümler