Skip to main content
Makaleler

Artan Zihinsel Sağlık Sorunları

2020 Küresel Sağlık Trendleri Araştırması’na özel bir makale:

Health and Benefits|Integrated Wellbeing
N/A

Ocak 14, 2020

Tüm dünyada zihinsel sağlık ve stres sorunları artıyor ve işverenler kaçınılmaz olarak bu yükün çoğunu omuzluyor.

2020 Küresel Sağlık Trendleri Araştırması, diyabeti, sağlık hizmeti sağlayıcılarının kayda değer maliyet artışına neden olma kapasitesinden daha az dikkat çeken bir hastalık olarak tanımlıyor. Oranlar sessiz görünse de sürekli arttığı için buna “uyuyan durum” adını verdik.

Bu rapor zihinsel sağlık koşulları ve bunlara yönelik tedavileri finanse etme konusundaki krizle ilgili benzer bir vurgu yapmayı hedefliyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) dikkatini çeken bu krizin ölçeği, katılımcı devletler için 2013-2020 eylem planının oluşturulmasına neden oldu. Bu plan, dört hedefin daha geniş çapta yayılmasını gerektiriyor. Bunlar, insan hakları anlayışı doğrultusunda liderliğin güçlendirilmesinden, zihinsel sağlık bozukluklarına yönelik olanakların artmasına, intihar oranlarının azalmasını sağlayacak programlara ve iyileştirilmiş izleme ve raporlamaya kadar uzanıyor.

Konuyu daha da zorlaştıran şey, diyabetin aksine, birçok zihin sağlığı sorununun, önemli zararlar verme potansiyeline sahip oldukları için tanımlanması zor olabileceği. Tedavi edilmeyen bir zihinsel sağlık durumu, acı çeken kişinin hayatını tehlikeye atabilir; bağımlılık durumu bir eş tanının parçası olabileceğinden topluma ciddi zararlar verebilir ve stres gibi koşullar söz konusu olduğunda, sürekli devam eden ve pahalı olabilen sorunlara neden olur.

Daha net olabilmek için “zihinsel sağlık” terimini, tanımlanabilir zihinsel sağlık bozukluklarından daha fazlasını ifade etmek için kullanıyoruz- tek başına davranış sağlığından daha geniş bir şekilde kullanıyoruz. Willis Towers Watson, iyi zihinsel sağlık durumunu, zihinsel fonksiyonun üretken faaliyetlerle sonuçlanan, diğer insanlarla ilişkiler yürüten başarılı bir performansı, değişme ve zorluklarla başa çıkma becerisi olarak görüyor. Özellikle duyguları empatize etme veya düzenleme yeteneği gibi sosyal/duygusal yeterliliklerle ilgili olan duygusal iyi oluş ile karıştırılmaması gerektiğini ifade ediyoruz. 

Bazı istatistikler

Araştırmamızda, hem zihinsel sağlık ile ilgili endişelere daha geniş bir istatistiksel temel hem de işverenlerle doğrudan ilgili daha net rakamlar ortaya çıkıyor:

  • Tüm dünyada zihinsel sağlık bozuklukları, çalışanlar arasında sıklıkla görülüyor. İstatistiklere göre, on çalışanın yaklaşık üçünde şiddetli stres, anksiyete veya depresyon sorunu görülüyor.
  • Tüm dünyada, her yaş grubunda, 300 milyondan fazla insanda depresyon sorunu olduğu biliniyor
Mental health disorders and stress are increasing in incidence all over the world.
The mounting crisis of mental health

Artan zihinsel sağlık sorunları

  • Dört kişiden biri yaşamının bir döneminde zihinsel bir rahatsızlıktan etkileniyor. Neredeyse üçte ikisi hiçbir zaman bir sağlık uzmanından yardım istemiyor.
  • Depresyon ve anksiyete oranları son on yılda, tüm dünyada, %15 ila %20 oranında artmış durumda.
  • Her 40 saniyede bir kişiye eşdeğer olarak her yıl 800.000 kişi intihar nedeniyle ölüyor.

Zihinsel sağlığın, işverenleri olumsuz yönde etkilemesi de oldukça dikkat çekici. İşverenlerin, çalışanlarındaki zihinsel sağlık sorunlarını hafifletmek için kendilerini zorunlu hissetmemelerine rağmen, iş yerinde verimlilik ve devamsızlık sorunları, işverenleri en çok kaygılandıran konular olarak sıralanıyor.

  • Finansal güvenlik ve iş güvenliği, dünya genelinde başlıca stres nedenleri olarak sıralanıyor ve finansal kaygılar, stres, kötü sağlık koşulları gibi konular arasında güçlü bağlantılar olduğu görülüyor.
  • Gelişmiş ülkelerde, işe gelmeme vakalarının %35 ila %45'i zihinsel sağlık sorunlarından kaynaklanıyor.
    2011-2030 yılları arasında zihinsel sağlık bozuklukları ile ilgili küresel ekonomik kayıpların, kardiyovasküler hastalıklar ile karşılaştırılabilir ve kanser, kronik solunum hastalıkları ve diyabetten daha yüksek olarak toplam 16,3 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

Zihinsel sağlık koşullarının kapsanması

Zihinsel sağlık tedavileri, grup politikalarının 50'den az, 500'e kadar veya 500'den fazla çalışan olmasına bakılmaksızın, Latin Amerika ülkelerinde daha geniş bir şekilde kapsanıyor. Bu bölgedeki sağlayıcıların %84'ünden fazlası zihinsel sağlık, stres ve madde kullanımı ile ilgili kapsam sunuyor.

Ortalamalara dikkatlice baktığımızda, Brezilya'da zihinsel sağlık tedavileri, sınırsız sayıda psikiyatri konsültasyonu, hastanede yatma, hastaneye düzenli olarak gitme ve takip, psikolog ve meslek terapisti ile konsültasyon, psikoterapi seanslarının zorunlu olarak kapsam içinde olduğunu görüyoruz. Öte yandan, Meksika'da ne zihinsel sağlık ne de madde kullanımı tedavileri başlıca özel tıbbi harcamalar, tüm psikiyatrik ve psikolojik tedaviler kapsam dışında. Sadece doğal afetler veya şiddet suçları mağdurlarının travmatik durumları birkaç seansla sınırlı olarak kapsam içinde.

Orta Doğu ve Afrika bölgeleri en zayıf kapsam içeriğini sunan bölgeler olarak sıralanıyor. Bu bölgedeki katılımcıların %60’ı büyük grup poliçelerinde zihinsel sağlığı kapsıyor. Bu sayı, poliçe 500'ün altında kişiyi kapsadığında %41'e, 50 veya 50'nin altında ise %30'lara düşüyor.

Orta Doğu ve Afrika'daki hizmet sağlayıcıların %45'i, hariç tutma oranları halihazırda yüksek olmasına rağmen, önümüzdeki üç yıl içinde bu kapsamı sunmayı planlamıyor.

Bu sayı, çok geniş politikalar sunan sağlayıcılarda %24'e düşüyor. Asya Pasifik ülkeleri de Orta Doğu ve Afrika ülkeleriyle benzerlik gösteriyor. Sigorta şirketlerinin sadece yarısı zihinsel sağlık koşullarını kapsıyor ve bunun önümüzdeki üç yıl içinde çarpıcı biçimde değişeceğine dair çok az işaret var.

Kanıtlar, Avrupa ve Latin Amerika'da, zihinsel sağlık koşulları ve daha geniş etkileri konusunda daha karmaşık bir anlayış olabileceğini gösteriyor. Belirli istisnaları da soru olarak yönelten anketimiz, oranların hem Orta Doğu hem de Afrika Bölgesi ve Asya Pasifik'te yüksek olduğunu gösteriyor.

Maliyetlerdeki artışı görmek

Amerika ve Avrupa, gelişmiş koşullara rağmen, önümüzdeki beş yıl içinde tıbbi sağlık harcaması artışından zihinsel sağlık sorunlarının sorumlu olmasını bekliyor. Latin Amerika'daki katılımcıların %61’i ılımlı bir artış öngörürken, Avrupa %60 ile çok yakın bir oran belirtiyor. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Orta Doğu ve Afrika'da yalnızca %24 ılımlı bir artış öngörülüyor.

Davranışsal ve zihinsel sağlık koşulları, eczane ve hastane ya da yatan hasta bakımından sonraki en pahalı üçüncü tıbbi durum olarak sıralanıyor. Raporun önceki dönemlerinde eczane maliyetlerinin kayda değer bir endişe kaynağı olarak tanımlandığı ve yatan hasta bakımının açık bir şekilde pahalı olduğu göz önüne alındığında, bu artış oranı gerçek bir endişe konusu. Daha fazla farkındalığı, daha doğru raporlamayı ya da belki başka bir bilinmeyen faktörü yansıtıp yansıtmadığını yalnızca zaman söyleyecek.

Şimdilik, zihinsel sağlık kapsamı, işlenmekte olan çok sayıda tazminat talebini hesaba katmıyor. Bu, genellikle bu koşullarla ilgili olarak dahil edilen sınırlamaların ve istisnaların hacmini yansıtıyor. Çoğu bölge, tazminatın %5'inden daha azının zihinsel sağlık koşullarıyla ilgili olduğunu belirtiyor: Orta Doğu ve Afrika en düşük oranlara sahipken Asya Pasifik de bu ülkelerin çok gerisinde kalmıyor. Artış oranı ile ilgili tahminler şimdiden gerçekleşiyor: Tüm dünyada, katılımcıların %21’i, toplam tazminatın %5'i ila %10'unun zihinsel sağlığın kapsamı ile ilgili olduğunu bildiriyor ve bu rakam kesinlikle daha da artacağı tahmin ediliyor.

Mevcut düşük kullanım ve sağlık harcamaları, çalışanların zihinsel sağlıklarıyla ilgili bir sorun yaşamadıkları anlamına gelmiyor; yalnızca gerekli hizmetlerin karşılanmadığını yansıtıyor.

Tedavi sağlanması

Artan harcamaların nereye tahsis edileceğini sorgulamak, sağlayıcıların zihinsel sağlık koşullarını nerede ve nasıl idare etmek istediğine dair bazı önemli göstergeler sunuyor. Zihinsel sağlığa ilişkin tazminat taleplerinin basitçe geri ödenmesinin üstünde ve ötesinde, sigortacılar harici bir ortak tarafından sağlanan çalışan destek programını, tüm dünyada %47'lik bir oranla kullanacaklar. Kurum içi programlar %19 oranıyla daha az popüler olacak.

Benzer şekilde, zihinsel sağlık ve/veya madde bağımlılığı programlarının, sağlık sigortası planına dahil edilmeden veya isteğe bağlı ek bir teminat olarak teklif edilmeden dış bir çözüm ortağı ya da sağlayıcı tarafından sunulma olasılığı biraz daha yüksek. Küresel oran, dış sağlayıcılar tarafından tedarik için %46 ve sağlık sigortası planına dahil edenler için %35. Buna karşılık, kurum yani işveren tarafından sağlanan olanaklar, tüm dünyada, %15 oranında.

Duygusal dayanıklılık ve stres yönetimi programlarının sunulduğu yerlerde, bu hizmet genellikle ve büyük olasılıkla bir sigortacı tarafından kurum içinde sağlanmıyor, harici bir kaynaktan temin ediliyor. Gelecekteki gelişmelere daha fazla ilgi duyulmasının nedeni, sanal ve uzaktan davranışsal sağlık hizmetlerinin kullanılmasındaki artış olarak görülüyor.

Ankete katılanların %23’ü bu hizmetleri kurum içinde sunuyor; tüm dünyada kurum içi sunulan hizmetlerin en yüksek toplamı, kurum içi danışmanlık olarak biliniyor. Tüm dünyada toplam %35 oranında dış sağlayıcı kullanılıyor. Bu, toplu olarak, zihinsel sağlık koşullarının tedavisi ile ilgili uzmanlığın yeterince sağlanamadığı durumlarda, sunulan hizmetleri genişletmek için dış uzmanlığı kullanmaya hazır olunduğunun göstergesi olarak algılanıyor.

İşverenlere tavsiyeler

Zihinsel sağlık sorunlarının neden olduğu yükün şaşırtıcı olduğunu söyleyebiliriz. Zihinsel sağlık bozuklukları ve stresin tüm dünyada görülme ve tespit edilme sıklığı artıyor ve kaçınılmaz olarak, işverenler bu yükün büyük bir kısmını karşılamak durumunda kalıyorlar. WHO (Dünya Sağlık Örgütü), eylem planına ek olarak, işyerinde zihinsel sağlığa yönelik bir dizi kılavuz üzerinde çalışmaya başlayarak zihinsel stresin hafifletilmesine yönelik pratik adımlar atmaya başladı.

Bu kurallar, işyerindeki zihinsel sağlık koşullarını yönetmek ve üstesinden gelmek için psikolojik desteği ve ayrıca çalışanların duygusal iyi oluşunu sağlayan örgütsel ve yönetsel sistemleri ele alıyor.

Bu yaklaşım doğrultusunda, işveren örgütleri odaklarını programların ötesinde zihinsel sağlığı ve duygusal iyi oluşu desteklemede kritik bir rol oynayan daha geniş örgütsel faktörlere kaydırıyor.

İşverenlerin planlarını yaparken dikkat etmek isteyebilecekleri bazı önemli noktalar:

  • Bireylerin işyerinde zihinsel sağlığı tartışmasını veya kaynak, sağlık hizmetlerine erişmelerini engelleyen toplumsal, sosyal kınama ve önemli boşluklar varlıklarını sürdürüyor.
  • İşveren katılımı konusundaki çalışan tercihleri gibi piyasa kapasitesi de bölgelere ve ülkelere göre farklılık gösteriyor. Bu, bulunulan yere göre uyarlanmış ve kültürel duruma uygun bir iletişim ve katılım yaklaşımı gerektiriyor.
  • İşverenler, finansal güvensizlik gibi stres etmenlerinin farkında olmalı ve sundukları imkanları çalışan tercihleri ile uyumlandırmalı.
  • Stres ve duygusal dayanıklılık çözümleri için bir küresel pazar hızla gelişiyor, ancak bu, ABD ve İngiltere dışındaki yerlerde daha az yerleşmiş durumda.
  • İşverenler, kapsayıcı ve katılımcı bir kültür oluşturma, toplumsal ve sosyal kınamayı azaltma, çalışma ortamını hesaba katma ve zihinsel sağlığı etkileyen politikalar gibi daha geniş kurumsal faktörlere odaklanmalı.
Contact Us

İlgili Çözümler